Tesettür (hicab) – sadece dışsal bir giyim biçimi değil, aynı zamanda derin manevi, ahlaki, psikolojik ve toplumsal bir felsefeye sahip önemli bir İslami hükümdür. Yüzyıllar boyunca farklı kültürlerde ve toplumlarda örtünme ve haya anlayışı var olmuş, İslam dini ise bu anlayışı mükemmel bir sistem haline getirerek bireyin şeref, liyakat ve manevi yüceliğini korumayı hedeflemiştir. Tesettür, insanın değerini dış görünüşün ötesine taşıyan, kadını toplumda dış görünüşüyle değil, kişiliği, zekası ve ahlakıyla ön plana çıkaran ilahi bir vasıtadır. Bu makalede tesettürün mahiyeti, Kur'an-ı Kerim'deki ilahi emirler, Hz. Peygamber (s.a.a), Masum İmamlar (a.s) ve Hz. Fatımatü'z-Zehra'nın (s.a) bu konudaki sahih öğretileri ile tesettürün toplumdaki sosyal ve psikolojik faydaları ayrıntılı bir şekilde analiz edilmektedir.
Kur'an-ı Kerim'de Tesettür ve Örtünme Emri
İslam hukukunda ve ahlakında tesettürün temel kaynağı ilahi vahiy olan Kur'an-ı Kerim'dir. Yüce Allah Kur'an'da kadınların ve erkeklerin toplum içindeki davranış, bakış ve giyim kurallarını açıkça belirlemiştir. İlahi kelamda tesettür, hem bireysel güvenlik hem de toplumun manevi temizliği için gerekli bir kalkan olarak sunulmaktadır.
1. Nur Suresi (30-31. Ayetler)
Nur suresinin 30 ve 31. ayetlerinde hem mümin erkeklere hem de mümin kadınlara öncelikle harama bakmamak, yani bakışları kontrol altında tutmak (gazz-ı basar) ve iffeti korumak emredilir. Hemen ardından kadınların örtünme kuralı beyan edilir:
"Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar; kendiliğinden görünen kısımlar müstesna, ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini (hımarlarını) yakalarının üzerine salsınlar..." (An-Nur, 31)
Ayette geçen "hımar" kelimesi, Cahiliye döneminde kadınların başlarına örttükleri ancak uçlarını sırtlarına atarak boyun, kulak ve göğüslerini açıkta bıraktıkları başörtüsü anlamına gelmektedir. Kur'an bu ayetle örtünün boyun ve göğüs bölgesini de tamamen kapatacak şekilde bağlanmasını istemiş, böylece örtünmenin sınırlarını netleştirmiştir.
2. Ahzab Suresi (59. Ayet)
Ahzab suresinde ise tesettürün sosyal güvenlik ve mümin kadının iffetli kimliğinin korunması bakımından önemi vurgulanmaktadır:
"Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, (dışarı çıktıklarında) dış giysilerini (cilbablarını) üzerlerine alsınlar. Bu, onların (iffetli ve nezih kadınlar olarak) tanınmaları ve eziyet görmemeleri için daha uygundur." (El-Ahzab, 59)
Buradaki "cilbab" ifadesi, bedeni baştan ayağa kadar örten bol elbise, çarşaf veya geniş dış örtüsünü ifade eder. Ayetten anlaşılacağı üzere tesettür, kadının sosyal ortamda ahlaklı ve saygın bir birey olarak kabul edilmesine, dışarıdan gelebilecek yersiz müdahalelerden uzak ve rahat bir şekilde faaliyet göstermesine zemin hazırlar.
Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt'in (a.s) Öğretilerinde Tesettür
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a) ve onun tertemiz Ehl-i Beyt'i (a.s) tesettürün hem dışsal biçimini hem de batıni (içsel) ruhunu beyan etmişlerdir. Sahih rivayetlere göre Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
"Haya ve iman birbirine sıkıca bağlıdır; biri giderse diğeri de gider." (El-Kafi, c. 2, s. 106)
İslam Peygamberi (s.a.a) kıyafetin dar, şeffaf, ince ve dikkat çekici olmamasını özellikle vurgulamıştır. O, beden hatlarını belli eden giysilerden sakındırarak kadının liyakatının giysisinin şatafatıyla değil, hayası, takvası ve ahlakıyla ölçüldüğünü belirtmiştir.
Masum İmamların (a.s) Tesettür Hakkındaki Sahih Sözleri
Ehl-i Beyt İmamları (a.s) tesettürü sadece kuru bir zorunluluk değil, kadının toplumdaki manevi kalesi ve değeri olarak değerlendirmişlerdir:
- İmam Ali (a.s): "Güzelliğin zekatı iffettir." Aynı zamanda şöyle buyurmuştur: "Örtünmek ve iffet, kadının durumunu daha sağlıklı tutar ve güzelliğini daha kalıcı kılar." (Gureru'l-Hikem)
- İmam Cafer es-Sadık (a.s): Kadınların namahrem karşısında örtmesi gereken sınırlar sorulduğunda, yüz ve eller (bileklere kadar) hariç tüm bedenin örtünmesinin farz olduğunu beyan etmiştir. (El-Kafi, c. 5, s. 521)
- İmam Ali b. Musa er-Rıza (a.s): Namahreme bakmanın ve örtünmemenin yasaklanmasının felsefesini açıklarken, bu ilahi hükmün insanların kalplerinin tahrik olmasını, ahlaksızlığa ve fesada sürüklenmesini önlemek için olduğunu buyurmuştur. (Biharu'l-Envar, c. 101, s. 37)
Hz. Fatımatü'z-Zehra'dan (s.a) İffet ve Tesettür Dersleri
İslam tarihinde iffet, haya ve tesettürün en kamil, en yüce örneği Hz. Peygamber'in (s.a.a) sevgili kızı Hz. Fatımatü'z-Zehra'dır (s.a). Onun hayatı ve buyrukları tüm mümin kadınlar için ebedi bir meşaledir.
Müteber rivayetlerde bildirildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.a) sahabilerine "Kadın için en hayırlı şey nedir?" diye sorduğunda meclistekiler cevap verememiş, soru Hz. Zehra'ya (s.a) ulaştığında ise o şöyle buyurmuştur:
"Kadın için en hayırlı şey, (zaruret olmadıkça) namahrem erkekleri görmemesi ve namahrem erkeklerin de onu görmemesidir." (Biharu'l-Envar, c. 43, s. 54)
Bu derin söz kadının toplumdan tecrit edilmesi anlamına gelmez; aksine kadın liyakatının lüzumsuz dikkat odağı olmaktan, yabancı bakışların hedefi haline gelmekten ve manevi değerinin ucuzlamasından korunmasını ifade eder. Hz. Zehra (s.a) belirleyici sosyo-politik meselelerde (örneğin Fedek hutbesinde) kamil bir tesettür ve vakarla hakkı savunmuş, tesettürün ilmi ve sosyal faaliyetlere engel olmadığını, aksine ona manevi bir ihtişam kattığını kanıtlamıştır.
Tesettürün Felsefesi ve Sosyo-Psikolojik Değeri
Tesettür yalnızca dini bir görev olmakla sınırlı değildir; bireysel ve toplumsal hayatta derin hikmetlere sahiptir. Günümüzde tesettürün mahiyetiyle ilgili sıkça dile getirilen yanlış iddialardan biri, onun kadını kısıtladığı düşüncesidir. Oysa doğru kavranan tesettür, kadını nesneleştirilmekten ve bir istismar aracına dönüştürülmekten koruyan bir kalkandır.
Tesettürün temel felsefi ve pratik avantajları şunlardır:
- Kişiliğin ön plana çıkması: Tesettür, kadının dış görünüşüyle değil zekası, ahlakı, ilmi ve insani değerleriyle değerlendirilmesine imkan tanır.
- Toplumun manevi sağlığı: İffetli giyim toplumdaki kışkırtıcı unsurları azaltır, bireylerin dikkatini iş, eğitim ve sağlıklı sosyal ilişkilere yönlendirir.
- Aile temellerinin güçlenmesi: Kadın ve erkek arasındaki özel çekim ve süslenme yalnızca aile içinde (eş için) yaşandığında evlilik bağları daha sağlam, samimi ve uzun ömürlü olur.
- Bireysel psikolojik rahatlık: Kadın, dış çevrenin yapay güzellik standartları baskısından ve başkalarıyla dışsal olarak kıyaslanma stresinden özgürleşir.
Sıkça Yapılan Hatalar ve Tavsiyeler
Tesettür anlayışında bazen hem teorik hem de pratik yanlışlıklara düşülmektedir. Bu hataları gidermek için aşağıdaki hususlara dikkat etmek gerekir:
- Hata: Tesettürü yalnızca başörtüsünden ibaret sanmak.
Doğrusu: Tesettür sadece başı örtmek değildir; kıyafetin dar ve şeffaf olmaması, beden hatlarını belli etmemesi, namahrem karşısında aşırı süs ve dikkat çekici unsurlardan uzak durulması demektir. - Hata: Tesettürün yalnızca kadınlara özgü olduğunu düşünmek.
Doğrusu: İslam'da erkeklerin de gözlerini haramdan sakınması (göz tesettürü) ve kendi ahlaki giyim sınırlarına uyması farzdır. - Hata: "Önemli olan kalbimin temiz olması" diyerek dışsal örtünmeyi reddetmek.
Doğrusu: İslam'da batıni ve zahiri maneviyat birbirini tamamlar. Kalp temizliği ağacın kökü ise, dışsal amel ve örtünmek onun meyvesidir. Kök sağlıklıysa meyvesi de amelde tezahür etmelidir.
Sonuç
Sonuç olarak tesettür; Kur'an-ı Kerim ayetleri, Hz. Peygamber (s.a.a), Ehl-i Beyt İmamları (a.s) ve Hz. Fatımatü'z-Zehra'nın (s.a) öğretileriyle sabit kılınmış kesin bir ilahi emirdir. O, kadının özgürlüğünü kısıtlamak için değil; onun şerefini, liyakatını ve güvenliğini korumak için belirlenmiştir. Tesettüre riayet eden birey sadece dini bir emri yerine getirmekle kalmaz, aynı zamanda toplumda ahlaki değerlerin ve hayanın korunmasına da katkı sağlar. Bu ilahi hükmü doğru anlamak ve yaşama geçirmek, hem bireysel ruh huzuruna hem de toplumun sağlıklı geleceğine hizmet etmektedir.
Yorumlar
0Henüz yorum yok.